Bebişim 13. haftasındayken babamızın işi nedeniyle mardin turu yaptık tabii doktora danışıldı.Çünkü uçakla olcaktı bu kısa seyehatımız.Mide bulantılarımın yoğun olduğu döneme rastlamıştı o güzelim yemeklerin kokuları bana hiç bu kadar kötü gelmemişti.16. haftamın sonuna kadar et ürünleri yiyemedim,genellikle çorba ve kahvaltıyla geçirdim bu dönemi.Yanda resmi görülen Mardin büyük otelde kaldık,sabahları otelde kahvaltı yaptık,kahvaltısından pek memnun kalmadık ekmek yoktu pide vardı o da çok sertti, peynirler aşırı tuzlu ve zeytinler yenilecek gibi değildi....Odalar ise camlara kilim şeklinde yapılan perdeler otantik bi görüntü sağlasa da tozlanmaya elverişli yapıdaydılar.Tabii en güzeli mezopatamya manzarası,ucsuz bucaksız harıka bi manzara....
Akşam yemeği için cerciş murat konağını tercih ettik,çok da beğendik hem yemeklerini hem de ortamı.Koca bi tepside mezeler geldi tadımlık kaplara konulmuş tebbuli, tebbel, muammara, kiremfum, megbus ve tuzundan arınmak için sıcak su içindeki peynirin tadı hala damağımda sıcak pideyle harıka gitmişti.
Ertesi gün Midyat ve Hasankeyf turu için araç kiraladık.İlk önce deyrulzafaran manastırını(safran manastırı) gezdik farklı bi havası olduğunu söylemeden geçemiyceğim.Hala aktif durumda olan manastır ortodoksların ibadet yeri olmayı sürdürüyor.Ve midyat ta mor gabriel manastırını,mardin sokaklarını çocuk grubu eşliğinde dolaştık.
Hasankeyf tarih ve doğanın içiçe olduğu bir yer,ayaklarımız suyun içinde balık keyfi yaptık,genç rehberimiz sayesinde biçok bilgiye sahip olduk derslerini gercekten iyi çalışmıştı boş boş etrafa bakarak gezmemiş olduk,kaleye çıkıp,hasankeyf manzarasına hayran kaldık.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder